Ruanda tarafından desteklenen M23 isyancıları, Pazartesi günü Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin doğusundaki Goma şehrine girerek kontrolü ele geçirdi. Perşembe günü düzenledikleri basın toplantısında, şehirde kalacaklarını ve varlıklarını sürdüreceklerini duyurdular.
İsyancı grup, kontrol alanlarını genişletme ihtimalinden bahsederken, Kongo hükümeti ise bu durumu Ruanda’nın doğrudan bir “savaş ilanı” olarak nitelendirdi.
Yaklaşık iki milyon insanın yaşadığı Goma, Kongo’nun doğusunda, Ruanda sınırında yer alıyor ve 1994 Ruanda Soykırımı’ndan bu yana bölgede devam eden çatışmaların etkisini hissediyor. M23’ün şehri ele geçirmesi, Kuzey Kivu eyaletinde üç yılı aşkın süredir devam eden savaşın en kritik noktalarından biri olarak görülüyor. Grup, ilerlemeye devam ederek başkent Kinşasa’ya kadar ulaşabileceklerini öne sürüyor.

M23 Kimdir ve Neden Savaş Veriyor?
M23, Doğu Kongo’da faaliyet gösteren çok sayıda silahlı gruptan biri. Grup, 1994 Ruanda Soykırımı’nın ardından Kongo’da başlayan çok devletli savaşlardan miras kalan bir hareket olarak ortaya çıktı. Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame önderliğindeki Tutsi isyancılar, soykırımı sona erdirirken, birçok Hutu militanı Kongo’ya sığındı.
M23, adını Kongo hükümetinin uygulamadığını iddia ettikleri bir barış anlaşmasının imzalandığı 23 Mart tarihinden alıyor. Tutsi kökenli komutanlar tarafından 2012’de kurulan grup, aynı yıl Goma’yı kısa bir süreliğine ele geçirmiş ancak sonrasında geri püskürtülmüştü.
Bölge, büyük maden rezervlerine sahip olmasına rağmen ekonomik olarak geri kalmış durumda. Birçok silahlı grup, etnik ve bölgesel kimlikler üzerinden örgütlenmiş bulunuyor. M23, uzun süreli bir duraksama döneminin ardından 2021’in sonlarında yeniden silahlı harekete geçti ve Uganda sınırındaki kritik bölgeleri ele geçirdi. 2022’de Goma’yı büyük ölçüde kuşatmış ve şehirde hükümetin kontrolünde yalnızca dar bir alan bırakmıştı. Son haftalarda ise isyancılar Güney Kivu eyaletine doğru genişleyerek şehri tamamen ele geçirdi.
İsyancıların Talepleri Neler?
M23 liderleri, Kongo hükümetini etnik azınlıklara yönelik ayrımcılık yapmakla suçluyor ve topluluklarını korumak için mücadele ettiklerini öne sürüyor. En önemli taleplerinden biri, Uganda ve Ruanda’da yaşayan Kongolu Tutsi mültecilerin güvenli bir şekilde ülkeye geri dönebilmesi.
Ancak Kongo hükümeti, M23’ü Ruanda’nın desteklediği bir vekil güç olarak görüyor. Devlet Başkanı Félix Tshisekedi, Goma’nın geri alınacağını vurgulayarak, “Savaşacağız ve zafer kazanacağız” açıklamasında bulundu.
Bölgenin büyük doğal kaynakları, isyancı grup için ekonomik fırsatlar da sunuyor. Goma’nın ele geçirilmesiyle birlikte M23, Ruanda’ya uzanan kritik kaçakçılık rotalarına erişim sağlamış oldu. Birleşmiş Milletler’in 2024 tarihli raporuna göre, grup geçen yıl Ruanda’ya en az 150 metrik ton koltan kaçırdı.
Ruanda’nın Çatışmadaki Rolü Ne?
Birleşmiş Milletler uzmanlarının raporlarına göre Ruanda, M23’e askeri ve lojistik destek sağlıyor. Raporlara göre Kuzey Kivu bölgesinde yaklaşık 4.000 Ruanda askeri bulunuyor ve özel kuvvetleri M23’ün operasyonlarını yönlendiriyor. Uydu görüntüleri, Ruanda birliklerinin yıllardır sınırı geçerek M23 kontrolündeki bölgelere girdiğini gösteriyor.
Ruanda’nın, çatışmada mobil hava savunma sistemleri ve hassas güdümlü mühimmatlar gibi gelişmiş askeri teknolojiler konuşlandırdığı belirtiliyor. BM Güvenlik Konseyi üyeleri arasında yer alan ABD, Fransa ve İngiltere de Ruanda’nın Kongo topraklarında faaliyet gösterdiğini kabul ederken, Kigali yönetimi bu iddiaları reddediyor.
Ruanda, Kongo’daki asıl sorunun Hutu isyancı grupları olduğunu öne sürüyor. Kigali yönetimi, soykırımdan sorumlu militanların Kongo’da faaliyet göstermeye devam ettiğini ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ordusunun bu gruplarla iş birliği yaptığını iddia ediyor. Kongo ise bu suçlamaları kesin bir dille reddediyor.
Bölgedeki Krizin İnsani Sonuçları
M23 çatışmaları, milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkiledi. Bir milyondan fazla insan yerinden edilirken, yüz binlercesi Goma’nın dış mahallelerinde kamplarda yaşam mücadelesi veriyor. Yardım kuruluşları temel ihtiyaçları karşılamaya çalışsa da, kamplarda açlık, hastalık ve cinsel şiddet gibi sorunlar yaygın durumda.
Bu çatışmaların, 1996-1997 ve 1998-2000 yılları arasında yaşanan Kongo savaşlarının tekrarına yol açabileceği endişesi artıyor. Geçmişte dokuz Afrika ülkesinin ve yaklaşık 20 silahlı grubun katıldığı bu savaşlarda milyonlarca insan hayatını kaybetmişti. İkinci Kongo Savaşı, modern tarihin en kanlı çatışmalarından biri olarak kabul ediliyor.
Çatışmalar Daha Geniş Bir Savaşa Dönüşebilir mi?
Bölgedeki yerel haber kaynaklarına göre, M23 ve Ruanda birlikleri Güney Kivu eyaletine doğru ilerliyor. BM ve bölgedeki gözlemciler, stratejik öneme sahip Bukavu şehrinin de saldırıya uğrayabileceğini düşünüyor.
Demokratik Kongo Cumhuriyeti, M23’ü desteklediği gerekçesiyle Ruanda’ya karşı uluslararası yaptırımlar uygulanmasını talep ediyor. Ancak şu ana kadar uluslararası toplumun diplomatik girişimleri somut bir sonuç vermiş değil.
ABD, Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame’ye çatışmalar konusundaki rahatsızlığını iletirken, İngiltere ve Almanya gibi ülkeler Kigali’ye yapılan mali yardımları durdurma tehdidinde bulundu. Ancak sahadaki gelişmeler, çatışmaların daha da tırmanabileceğini gösteriyor.